"Öcüleştiriciler" ve "Cicileştiriciler" Kıskacında, İslam

  • PDF

 

Eğer, bugün acıyorsa yüreğimiz, kan ağlıyorsa gözlerimiz menfur operasyonlarla kaybettiğimiz değerlerimizden dolayıdır.

Orta Doğu masası üzerinde operasyon ve ameliyatlara maruz bırakılan, Ortadoğu halkından ziyade İslam'dır.

Gelinen süreç itibariyle, halk hareketleri ve vakıalar üzerinden şekillendirilmeye ve ayar verilmeye çalışılan olgunun, siyasi hareketlerden ziyade İslam medeniyeti olduğu apaçık ortadadır.

Hak olan İslam medeniyetinin inşasını engellemek için pür şevk gayret eden şer odakları, çok sinsi bir plan ile Müslümanların salabet-i diniyelerini törpülediklerini görmekteyiz.

Şer odakları, bir yandan, İŞİD vari "Öcüleştirici" yapıların eylemleri üzerinden, batıda "İşte İslâmın gerçek yüzü!!!" yaygarasını koparıp İslam aleyhinde propagandalar düzenlerken , öte yandan bu ithamlar karşısında komplekse kapılan Müslümanların önüne "cicileştirilmiş" seküler bir İslam anlayışı koymaktan da geri durmuyorlar.

Yağmurdan kaçarken doluya kapılma misali, tekfircileşmeyelim derken müecieleşmeye doğru yol alan bir yol haritası duruyor önümüzde.

En az İŞİDvari ifrat yapılarının arz ettiği tehlike kadar tehlike arz eden diğer bir husus da, İŞİD'i gösterip razı ettirmeye çalıştıkları seküler-laik-demokratvari İslâm modelidir.

Ölümü gösterip sıtmalara razı ettirme politikası...

Öyle görünüyor ki, öne sürülen muvazzaf "cicileştirici" gürûh kısa vadede epey rağbet bulacak.

Eğer dikkatli olunmazsa, malum gürûh  "Kuran Müslümanlığı", " Mezhepsel saplantılar ",  "İnsan hakları-demokrasi",  "Nefis cihadı", "Bize Kuran yeter",  " Hadis karşıtlığı" gibi yaldızlı söylemler üzerinden pirim yapacak, derken Resulullah’ın rehberliği yerini ilahlaştırılmış heva ve heveslere terkedecek.

Ve bir operasyon daha başarıyla sonuçlanacak.

Dikkat edin, her operasyonda bir parçamızı tezgahlanan ameliyat masalarında bırakıyoruz.

Bir asır evvel aynı senaryoyla tezgahlanan ameliyat masasında "Halifemizi, medreselerimizi, tekkelerimizi, cüppe ve sarıklarımızı..." kaybetmiştik.

Öyle görünüyor ki bu sefer ki ameliyatta da; "siyerimizi, hadisimizi, sakalımızı, sancağımızı, cihadımızı ve en önemlisi endişemizi" almaya çalışıyorlar bizden.

Üstelik narkoz olarak da, "modernist-islam" akidesini kullanıyorlar.

Bütün bu ifsadlara rağmen,  şer odaklarının kulaklarına eğilip, yüzlerini ekşitecek şu hakikati fısıldamalıyız; "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor."(Tevbe -32)

Ve şunu gayet iyi bilmeliyiz ki, ölümleri iliklerine kadar yaşayan Müslümanlar, sıtmalara minnet etmez biiznillah. Vesselam...

 

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile