Çocuklarımız İmtihanımızdır !!!

  • PDF

 

Çocuklarımız hayattaki en değerli varlıklarımızdır.

Cennetin kokusunu mu merak ediyorsunuz? O halde çocuklarınızı koklayınız, çünkü çocuğunuzu koklarken kalbinizde şefkatten ileri gelen ılık bir titreme hissedersiniz, işte bu sizlere cennetin kokusuna dair ipuçları verecektir. Zira peygamberimiz; “Evlat kokusu, Cennet kokusundandır.” Diye buyuruyor.

Kendileriyle evlerin şenlendiği, hayatın şirin bir cilvesi olan çocuklarımızın eğitimi, en az çocuklarımızın tatlılığı kadar öneme sahip bir mevzudur. Çoğu zaman çocuğun eğitimi, çocuğa gösterilen ilginin gölgesinde kalmaktadır.

Rabbimiz Kuran-ı Kerimde buyuruyor ki ; “Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.”(64-15)

Allah’ın (c.c) bizlere birer emanet olarak bahşettiği çocuklarımızı, emanetin sahibinin direktifleri doğrultusunda yetiştirmeliyiz ki, çocuklarla olan imtihanımızdan alnımız pak çıkalım.

Elbette ki bu süreç kolay olmayacaktır, en basitinden bir ev yaparken dahi uzun soluklu olabilmesi için temelini atarken ayrıca bir önem ve hassasiyet gösteririz. Oysa gelecek neslin üzerine inşa olunacağı çocuklarımızın eğitiminde yüz derece daha fazla bir hassasiyet göstermemiz gerekiyor.

İnanın bizim buna güç yetirecek ne gücümüz ne de bilgimiz var. Yani Rabbimizin fazl-ı rahmeti olmazsa eğer, zamanın tahribatına karşı çocuklarımızı İslami bir terbiye ile büyütmek mümkün değil.

Onun için, İmam Seccad (a.s), çocuklarının eğitimi hususunda yüce Allah'tan (c.c) şöyle yardım dilemektedir:
"Allah'ım, çocuklarımı iyi eğitebilmem için bana yardım et."

Evet Rabbimizden, bu çetin imtihan için nusret talep etmeli, dua edip yakarmalıyız.

Çünkü bizim kurtuluşumuz dahi onların eğitiminden geçmektedir.

Bakın Allah Resulü buyuruyor ki; ”Çocuklarınızı iyi eğitin ki, yüce Allah sizleri affetsin."

Eğitim uzmanlarının tespitlerine göre, bir insan 0-7 yaş arasında, kişiliğinin yüzde yetmişlik bir bölümünü tamamlar. Dolayısıyla çocuğun eğitimine küçük yaşlardan itibaren başlamamız gerekiyor.

Çocuğa verebileceğimiz en güzel miras güzel ahlaktır. Güzel ahlakın temelinde ise  Allah(c.c) bilinci yatar. Çocuğumuza değer vererek, onlar için rabbimizden bağışlanma dilemeliyiz.

İmam Ali (r.a) buyuruyor ki; "Çocuğun kalbi ekilmemiş tarlaya benzer; ne eksen tutar."

İşte bu mana çocuklarımızın dünyalarında ulvi değerler inşa etmeliyiz. Yani çocuklarımıza değer vermeliyiz.

Çocuklara değer vermeliyiz derken bazılarımız bunu, para vermeliyiz ya da onun bütün isteklerini karşılamalıyız, şeklinde anlıyor.

Bilakis, çocuklarımıza değer verelim derken öncelikle değerler eğitimini vermemiz gerektiğini bilmeliyiz. Çocuğa doğruluk, paylaşma, sevgi, teşekkür, aff gibi değerleri vermeliyiz öncelikle.

Çocuğumuzun dünyevi geleceğini düşündüğümüz kadar, hatta fazlasıyla uhrevi geleceğini düşünmeliyiz.

Dünyada iken ellerine bir dikenin bile batmaması için çocuklarımızın üzerine titrerken, cehennem ateşinden onları muhafaza etmek için ne kadar dikkat etmemiz gerektiğini varın siz düşünün.

Geçenlerde bir öğretmen abimizle oturuyorduk, mevzu çocukların geleceğinden açılmıştı.

Abimizin söyledikleri tüylerimi diken diken etti, fesubhanallah dedim, bir baba çocuğu için nasıl olurda böyle bir şey isteyebilir diye kendi kendime sordum ve daha sonra iyice düşündükten sonra, eğer çocuğunu gerçekten seven bir baba ise çocuğunun akıbeti için elbette ki söyler dedim.

Abimiz diyor ki; ”Çocuğum lisede kötü arkadaşlıklar edinmişti, bütün çabama rağmen bir sonuç alamamıştım. Ve ilerleyen süreç içinde çocuğumun daha kötü hallere duçar kalacağını tahmin ediyordum. Ve onun için her namazda ellerimi açıp, ‘Rabbim sen çocuğumun canını erkenden al da yarın ebedi cehenneme girecek bir hal almasın, eğer çocuğum ileride kötü bir yola düşecekse canını hemen şimdi al…’ diye yalvarıyordum.” Diyor.

İşte bu, çocuğu için endişelenen bir babanın samimi çabasıdır.

İşte bu nedenle bana, asıl evlat acısı nedir diye soracak olursanız, ”Asıl evlat acısı çocuğu henüz hayatta iken çocuğuna söz geçiremeyen, çocuğunu masiyetten alıkoyamayan babanın halidir”, derim.

Henüz vakit geçmeden çocuklarımızın ellerinden tutup camiye götürelim. Kalplerine Allah aşkını, zihinlerine vahyin bilincini nakşedelim.

 Unutmayın camiler, manevi hastanelerdir. Günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveselerin, ruhumuzda oluşturduğu hastalıkların tedavisi için, bir an önce kendimizi camiye atıp, secdede soluğu almalıyız…

Bakın her yaz olduğu gibi bu yaz da Camilerde Kuran, inanç ve ahlak eğitimi verilmeye başlandı. Çocuklarımızın manevi geleceği için bu tür programlara duyarsız kalmayalım.

Nasıl ki okul kapılarında bekleyip okul hocalarına, ‘Hocam çocuğumun matematiği nasıl?’ diye soruyoruz, vallahi aynen öle de cami avlularında bekleyip İmama ‘Hocam çocuğumun Kuran eğitimi nasıl gidiyor, ahlakı iyi mi?’ diye sormazsak işte o zaman dünyada iken evlat acısı yaşayanlardan oluruz.

Çocuklarını, tatili, işi veya gitar kursu var diye camiye göndermeyen babaların kulakları çınlasın, bakın Allah’ın (cc) elçisi ne diyor;

Resul-i Ekrem (s.a.a) bir gün şöyle buyurdu:
"Yazıklar olsun ahır zaman babalarına!"
Bunun üzerine ashap sordu: "Yoksa müşrik mi olacaklar?" Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurdu:
"Hayır, Müslüman kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmeyecek ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacak ve onları dünya malı kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım; onlar da benden uzaktırlar."

İşte bu nedenle, elmaslar değerinde olan uhrevi hayatımızı, cam şişeleri mesabesindeki dünya metaına değişmeyelim.

Çocuklarımızın manevi hastalıklarının farkında olalım. Çünkü maddi hastalıklar şu kısacık dünya hayatımızı tehdit ederken, manevi hastalıklar ebedi hayatımız olan ahiretimizi tehdit ediyor.

Cami görevlileri büyüklerimizden istirhamım da, ‘Ne olur çocuklarımıza namazı bozan hususlardan ziyade imanı bozan hususları anlatın.’

Rabbim çocuklarımızı dünyada nur, ahirette sürur olan evlatlardan eylesin, Rabbim çocuklarımızı yetiştirme konusunda bizlere yardım etsin.

 

 

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile