Allahu Gayetuna…

  • PDF

 

 

İslam Hilafetinin ortadan kaldırılıp, İslam’ın hayattan tecrit ettirildiği o makus günlerde, haçlı zihniyeti kendince İslam medeniyetine ölümcül bir darbe indirdiğini zannederek, Sykes-Picot Anlaşması kararları gereğince İslam beldelerini kendi aralarında parsellemeye başladılar.

Doğusu ve batısıyla tüm İslam beldelerinde, gerek bizzat gerekse de kuklaları vasıtasıyla, sahih İslam akidesinin kökünü kazmaya azmeden haçlı zihniyeti, vakit kaybetmeden, muvahhid Müslümanlara yönelik katliam girişimlerinde bulundular.

Çünkü onlar da şunu gayet iyi biliyorlardı ki, eğer İslam medeniyeti gün gelir tekrar nefşu nema bulacaksa, bu medeniyet  muvahhid Müslümanların akidesi, celadeti ve izzeti sayesinde ihya olunacaktır.

Öyle de oldu, 1928 yılında,  Mısır'ın İsmailiye kentinde mütevazi bir evde bir araya gelen birkaç Müslüman öylesine ahdettiler ki, ümmete tasallut olmuş batıl fikirlerden akideyi arındırmak ve üzerine ölü toprağı serpilmiş Müslümanları uyandırmak adına bir hareket başlattılar ve bu harekete de “İhvan-ı Müslimin” – “Müslüman Kardeşler” adını verdiler.

Öncülüğünü Hasan-el Benna’nın yaptığı bu hareket, küresel ihya hareketlerine örneklik teşkil edecek bir çalışma başlattı. Ferd üzerinden ifsad olunan toplumun yine ferd üzerinden ihya olacağına inanan bu endişe sahibi Müslümanlar ev ev, kahvehane kahvehane, köy köy ve şehir şehir dolaşarak  insanları İslam’ın izzetine ve her türlü batıl ideolojiden beri saf akidesine davet etmeye başladılar. Faaliyetlerini dernekler ve sivil toplum kuruluşları üzerinden yürüten İhvan, neşriyatlar neşrederek davetinin her tarafa ulaşmasını sağlar. Kısa bir süre içerisinde bu davet Mısır halkında büyük bir yankı uyandırdı. Öyle ki Mısır’ın sınırlarını aşıp, kendilerine batıl sistemlerin dayatıldığı bir çok islam beldesindeki Müslümana ilham kaynağı oldu. Filistin’deki Müslümanların yardımına koşan İhvan, bugünkü Hamas islami hareketinin de zeminini oluşturdu.

Bu tevhidi filizlenmeyi fark eden menfur zihniyet, anayasanın “meşhur” X bendine göre  cemmiyeti yasadışı ilan edip, Hasan-el Benna ve dava arkadaşlarına yönelik adeta bir cadı avı başlatır. İhvan mensubu bütün Müslümanlara yönelik tutuklama emrini verirler. Hatta İhvan’ın yakınından ve uzağından geçen, onlara selam veren kişiler dahi bu zulümlerden nasibini alır.

Bunun üzerine Kahire olmak üzere büyük şehirlerde protestolar başlar ve bu tepkiler karşısında Hasan-el Benna serbest bırakılır. Oysa dava arkadaşlarının çoğu tutsaktır. Çok geçmeden serbest bırakılma nedeni anlaşılır, Şubat ayının şehadet kokan bir gününde, evine giderken kurşunlanarak şehit edilir. Öyle ki Şehit edildiğinde cenazesini bir yaşlı babayla birlikte dört kadın kabre götürür.

Fethi Yeken’nin deyimiyle;

Evet onu öldürdüler.

Onlar kuvvetli, Benna ise zayıftı.

Onlar hükümran (iktidarda) Benna ise bir kenara itilmişti.

Onlar silahlı, Benna ise eli boştu.

Evet Benna'yı öldürdüler,

şimdi onlar katil ve mücrim, Benna ise mutlu ve saadet içinde.

Şehitler bir kandildir, semadan yeryüzüne, Hasan-el Benna’nın şehadeti de, Seyyid Kutubları, Abdulkadir Udehleri, Hasan Hudaybileri ve Halid-el İslamboli gibi daha bir çok yiğitlere kandil oldu. Ve nihayetinde bugün o meşale Muhammed Biltacı ve Muhammed Mursilerin eliyle günümüze kadar geldi.

Kavimleri haddi aşan bir topluluk oldu diye, onları Kuranla uyarmaktan vaz mı geçeceklerdi ?(Zuhruf-5)

Hayır asla ve kat’a. Gayesi Allah (cc) olana düşmanları ne yapabilir ki ?

Değil mi ki, ölürsen şehid, yaşarsan şahid olacaksın…

Gayesi rıza-i lillah olan davetçileri güldürmek istiyorsanız, onları ölümle korkutun diye boşuna dememişler ya.

Dağların bile yüklenmekten çekindiği ve insanoğluna hamledilen kutsi bir davadır bu. Elbette ağırlığı ve bedeli olacak. Karşılığı Rıza-i lillah olan bir bedel çekilmez mi? Öpülüp baş tacı edilmez mi?

Karanlığın ordularına karşı haykır hakikati, Kardeşim !!!

Haykır ki zillet çağında, medeniyetimizin izzetini görsünler…

EL KURANU DUSTURUNA

''Kur-an bizim anayasamızdır.''

VER- RESULU ZAİMUNA

''Resul bizim liderimizdir''

VEL CİHADU SEBİLUNA

''Cihad bizim yolumuzdur''

VEL MEVTU Bİ SEBİLİLLAHİ ASMA AMENİNA

''ALLAH yolunda şehid olmak en büyük arzumuzdur''

VE MEVKA KÜLLİ ZALİKA ALLAH U GAYETÜNA

''Yaptığımız Her Amelin Gayesi ALLAH İçindir''

Rabbim, “Müslüman Kardeşlerimize” nusretini gönder, Amin…

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile