Kitap Fuarından Notlar

  • PDF

Edindiğimiz güzel tecrübelerle, hayrına inandığımız çalışma ile deneyerek istifade ettiğimiz fuarı tamamlamanın şükrünü yaşıyoruz. Elhamdülillah ilçemizde ilk defa İslami kitap fuarı açma bahtiyarlığı bana ve birkaç kardeşime nasip oldu. Sektörün zor bir sektör olduğu, giderek zayıflayıp kan kaybettiği, teknolojik gelişmelere yenilmeye yüz tuttuğu gün gibi ayan beyandır.  ”Oku” emrine muhatap olan ümmetin izlediği ve izlemenin “seyirci olmaya” terfi ettiği bir dönemi yaşıyoruz. Okumanın salt okuma, bilgi edinme, kültür seviyesini yükseltme yada okuyor görüntüsü vermekten ziyade “eylemsel bir etkinlik” olduğunun farkında olmamız elzemdir. Okumanın amellere, yaşantıya, hayata ve topluma sirayet eden bir eylem biçimi olduğunu kavramamız gerekmektedir. İnsanı, hayatı, kitabı ve kainat kitabını ancak okumaya verdiğimiz değer ölçüsünde anlar ve onu anlamlandırabiliriz. İnsana ve eşyaya verilen değeri ancak bu şekilde anlayabiliriz. Hasılı kelam bu mevzuyu daha da açmak mümkündür. Okumayla ilgili sarf edeceklerimizi rabbim nasip ederse başka yazıya havale ederek fuar ile ilgili bazı notları paylaşmanın gerekli olduğuna inanarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitapları temin ettiğimiz dağıtım şirketine bir  çerçeve belirleyip ona göre siparişlerimizi verdik. Toplumda eksiklik ve ihtiyaç  olduğunu hissettiğimiz alanlar için getirttiğimiz kitapları açık alanda halkımızın istifadesine sunduk. Çerçeveyi biz belirlemiştik ama tercih halkındı. Tercihlerde en çok rağbetin fikir kitaplarına olduğunu, yazar olarak başı Şehid Seyyid Kutup, Şehid Ali Şeriati ve Ebul Ala Mevdudi’nin çektiğini belirtmiş olalım. Ondan sonra Şehid Şeyh Said Palevi’nin  hayatını ve mücadelesini anlatan kitaplara rağbetin olduğunu, akabinde öncü alim ve şahsiyetlerin hayatlarının ve mücadelelerinin anlatıldığı kitapların  olduğunu belirtelim. Yukarıda zikrettiğim zatların isimlerine dikkat edilecek olursa hepsinin ortak özelliği; İslami endişeye sahip olması, endişelerinin pratiğe yansıması, İslam davasının yüceltilmesi, hak ettiği yere konumlandırılması ve bunun hayata ve topluma renk vermesi, meşale olması için yaptığı çaba ve gayretlerde en önde olmaları gösterilebilir. İçinde yaşadığı toplumu iyi okumaları ve benliklerine hitap etme yetisinin bulunmasından olsa gerek. Cesaret abideleri olup İsmail (a.s) gibi tereddüt etmeden boyunlarını  hakkın kılıcına ve imtihanına teslim olmaları olarak ta gösterilebilir. Roman kitaplarına olan ilgi beklediğimizin biraz daha aşağısındaydı. Ama yinede idare ettiğini söylemek mümkündür. Özellikle ters köşe olduğumuz, hayal kırıklığına uğradığımız ve belki de fuarın yapılması noktasında gayret ve heyecanımızı artıran kişisel gelişim, aile ve çocuk eğitimi gibi kitaplara gösterilen ilgi yok denecek düzeydeydi. Şöyle biraz geriden toplumun bir fotoğrafını çekin, göreceksiniz ki en büyük eksiklik kişisel gelişim, aile ve çocuk eğitimi konusudur. İnsanların güven bunalımı yaşadığı, kardeşin bile kardeşe güvenmediği, insanların birbirlerinin kuyusunu kazmak için yarışa girdiği böylesi bir ortamda her bireyin kendini yetiştirmesi ve kendisinde olan kusurları en aza indirgemesi gerekmez mi? Aile kurumunun giderek çatladığı, sorun ve sıkıntıların çözülemediği, dost olmak için, birbirlerini tamamlamak için, bir tamın iki yarısı olmak için evlenen insanların bir müddet sonra düşman olduğu ve boşanmaya kadar giden sürecin işlediğini o müstesna yuvaya gereken değerin verilmesi gerekmez mi? Çocukların sokaklara salınıp sokaklarda terbiye edildiği, neslin devamı olan çocuğa gereken özenin gösterilmediği, ruhen ve manen doyurulmadığı, şefkat ve merhametin esirgendiği o körpe beyinler güzel yarınları hak etmiyor mu? Aileden sonra çocukların teslim edildiği,”eti benim, kemiği senin” denildiği, cehaletten kurtarılması için emanet edildiği eğitimcilerinde  fuara ilgisiz ve lakayt kalması düşündürücüdür. Özellikle altını çizerek şunu belirtiyorum. Öncelikle yarınlarımız olan neslimizi yani çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Onları bu toplumun faydalanacağı, topluma meyve vereceği fertler yapalım. Bunu eğitimcilerimizle, ailelerimizle ve tabii olarak inisiyatif alarak kendimizi yetiştirmek kaydıyla yapabiliriz. Bu toplum bizim, çocuklarımız bizim...İhmal ettiğimiz taktirde hem bize hem de toplumumuza büyük zararlar vereceği aşikardır. Bilmiyorsak bilene soracağız, biliyorsak aktaracağız. Ama ne olursa olsun “beşikten mezra kadar ilim öğreneceğiz” yada bunun bedelini çok pahalı ödeyeceğiz. Saygı, hürmet ve dua ile…

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile