Beli Bükük İhtiyarlar ve Süt Emen Bebekler Olmasaydı-2

  • PDF

     Ayhan ERKMEN   Bebeklik ve ihtiyarlık çalar saattir. Bir evde bu ikisi veya biri varsa  iddia ediyorum ki o evde kolay kolay sabah namazı kaçırılmaz. Çünkü bu iki kesim sabah namazına adeta otomatikman kalpten ayarlıdırlar.Günümüzde en büyük problem olan ve birçok insanın muzdarip olduğu ve kalkmaya adeta üşendiği sabah namazının çözüm reçetesidir.Eğer insanlar sabah namazına kalkmıyor veyahut kalkamıyorlarsa tez elden kendilerini kontrol edip bu acizlerden yardım almaları gerekiyor.Hatta ehemmiyetle bu mesele üzerinde kafa yorulursa daha güzel şeylerde ortaya çıkabilir.Örneğin biraz daha gayretli olunduğu taktirde gece namazları bile bu iki kesim vesilesiyle rahatlıkla ifa edilebilir.Geceler ihya olduğu zaman gündüzlerde ihya olur.Geceler dolu dolu yaşandığı taktirde gündüzlerde dolu dolu yaşanır.Geceler manen doldurulduğu taktirde gündülerin şerrinden insanlar emniyette olabilir.

Bebeklik ve ihtiyarlık yüktür. Eğer bilinçle , şuurla bakıldığı zaman bu iki kesim hayırlı yüktürler.Gerek ayeti kerimeler de gerekse hadisi şeriflerde bu konunun ehemmiyeti belirtilmiştir.Bir ayeti kerimede şöyle buyrulmaktadır.”Rabbin  kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi,anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.Eğer onlardan biri ,ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa,sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.”(isra suresi 23,24,25.ayetler).İnsanoğluna düşen bu acizlere ve muhtaç durumda olan bu iki kesime gereken hassasiyeti göstererek onların bakımını üstlenmek ve ibadet bilinci ile onların ihtiyacını karşılamaktır.

Bebeklik ve ihtiyarlık masumiyettir.Yüzlerine dikkatlice bakıldığında o masumiyeti görürsünüz. Onların hem gülmesi hem de ağlaması o masumiyetin en iyi göstergelerinden birisidir. Hayat denilen şu kısacık aleme başlayan o buruşmamış yüze baktığınızda ve hayat dediğimiz şu kısacık alemde son günlerini yaşayan o buruşmuş yüze de baktığınızda kalbinizin incelmesi işten bile değildir. Temennimiz ve dileğimiz odur ki; manevi dinamiklerimiz ve rahmete nail olan bu hazinelerimize sahip çıkıp gereken önemi göstermek , her halükarda zayıflarımıza her türlü imkanı seferber etmektir.

 Yazımızı bir hikaye ile bitirelim.

 Ünlü bir profesör öğrencilere ders verirken güzel bir örnek vererek şöyle bir soru sorar. Şimdi özelliklerini anlatacağım bakıma muhtaç kimseye kim bakmak ister?

Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman , yer ya da kişi kavramı yok. Yanlız nasıl oluyorsa kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.Son altı aydır yanındayım,ne görünüşü için çaba veriyor,ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.Onu hep başkaları besliyor,yıkıyor ve giydiriyor.Dişleri yok,yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.Gömleği salyalarından dolayı sürekli  leke içinde..Yürümüyor,uykusu sürekli düzensiz.Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor.Çoğu zaman mutlu ve sevecen,fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor.Biri gelip onu yatıştırana kadar feryat figan bağırıyor.Öğrenciler hep bir ağızdan böyle birine bakamayacaklarını söyler.Profesör ise kendisinin bunu zevkle yaptığını söyler.Daha sonra Profesör bakıma muhtaç kişinin fotoğrafını öğrenciler arasında dolaştırmaya başar.Sizce hangisi acaba?!!!

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mayıs 2014 14:51

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile