Bugün Maruz Kaldığımız Zulümler Gafletimizin Neticesidir

  • PDF

 

İslam dünyasının bugün için maruz kaldığı zulüm ve katliamlar, düşmanlarımızın gücünden ziyade, bizim güçsüzlüğümüzün, daha doğrusu ümmet olarak ihtiras, ihtilaf, Müslümanlara ve Allah’a karşı işlediğimiz cürümlerin bir neticesidir. Zira Rabbimiz kitabı keriminde biz Müslümanlara şu tavsiyede bulunuyor. “Allah'a ve Resulüne itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar, başarısızlığa düşer ve gücünüz gider. Sabredin! Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal-46)

Bu ilahi emre rağmen, bu gün Müslümanlar dünyanın birçok yerinde sudan sebeplerle birbirleriyle boğuşup duruyorlar. Müslümanların cehaletti ve başlarındaki zalim ve İslam düşmanı yöneticilerin ihaneti neticesinde Müslümanlar bir türlü bir araya gelemiyorlar.

Dini yaşama ve pratize etme noktasında birer pusula mesabesinde olan mezhepler üzerinde Müslümanlar arasına nifak tohumları ekiliyor. Oysa mezhepler din olmadığı gibi, dini daha iyi anlama ve yaşama geçirmek için vesile olmanın ötesinde bir anlam ifade etmemelidir. Zaten mezhep imamlarının hiç biri dini algılamadaki bakış açısını din olarak insanlara dayatmamışlardır.

Mezhep imamlarının hiç birinden bu anlamı çağrıştıracak bir söz rivayet edilmemiştir. Bilakis mezhep imamlarının hepsi görüş ve düşüncelerinin kendilerini takip edenler tarafından Kur’an’a arz edilmesini, eğer Kur’an’la çelişiyorsa görüşlerinin reddedilmesini ısrarla vasiyet etmişlerdir. Ne var ki tarih boyunca onları takip ettiğini iddia eden mutaassıp kesimler, onların görüş ve düşüncelerini din olarak algılamaya ve bu algıyı insanlara dayatmaya devam ettiler ve ediyorlar. Bu gün İslam dünyasının maruz kaldığı birçok sorun bu taassuptan kaynaklanıyor.

İslam’ın kadim düşmanı olan Yahudiler, onların hamisi Amerika Birleşik Devletleri ve batı dünyası mutaassıp Müslümanların bu zaafını iyi bildikleri için, İslam dünyasında mezhebi ihtilafları derinleştirmek ve Müslümanları birbirinden uzaklaştırıp köleleştirmek için şeytani planlar yapıyorlar. Zira:

Onlar Müslümanlar arasında yaşanabilecek her çatışmayı kendi istikballerinin garantisi olarak görüyorlar. Ve bu çatışmaları derinleştirmek için inanılmaz paralar harcıyorlar.

İslam düşmanları ittihadı İslam’ın kendileri için bir kıyamet mesabesinde olduğunu çok iyi bildikleri halde, ne yazık ki Müslümanlar kendilerini yeniden dünyaya öncü kılacak olan bu değerin farkında değildirler.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Son günlerde Siyonist terör devleti İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırıma karşı, mezhebini din edinen kimi Müslüman gurupların Hamas’ı kendi mezheplerine ihanet etmekle suçlaması ve canları cehenneme tarzında bir yaklaşım sergilemesi düşündürücü olduğu kadar, aynı zamanda hali pürmelâlimizi göstermesi açısından ibret vericidir.

Önce haberi tarafgir olduğuna inandığım bir internet sitesinden okudum. Fasıktan gelen habere itibar edilmez düşüncesiyle haberi kendi kaynağından okumaya niyetlendim. Ne yazık ki haber doğru idi. Birbirleriyle savaş halinde olan mezhep mutaassıbı iki gurup Hamas’ın ihanet içinde olduğu noktasında ittifak etmişlerdi. Onlara göre İsraillin saldırıları da ilahi bir ikazdı. Zira Hamas Suriye ve Irak’ta tarafların saldırılarında taraf olup elini Müslüman kanıyla kirletmeme gibi büyük bir cürüm işlemişti. Aklın iflas ettiği noktada şöyle düşünmekten kendimi alıkoyamadım.

Düşmana gerek yok. Biz bizi yok etmeye yeteriz. Artık bir vücudun azası ya da bir tarağın dişleri gibi değiliz. Ümmet denilen yürek coğrafyamızın her tarafında nifak tohumları ekildi. Kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmiyoruz. Evleri başına yıkılan Müslümanlar, parçalanmış bebek cesetleri yürekleri sızlatmıyor ve İslam düşmanları hunharca kardeşlerimize saldırırken, bazı Müslümanlar oh olsun diyebiliyorsa, Yahudileşmişiz demektir.

Bu sebeple önce Yahudileşmiş olan zihinlerimizi dünyevi düşüncelerden arındırıp yeniden Kur‘an’a dönmeli ve ayırım gözetmeksizin bütün Müslümanların dertleriyle dertlenmeliyiz. Nasıl ki İslam düşmanları bizi yok etmek için birlikte hareket ediyorlarsa, biz de yeni bir diriliş ve şahlanış için birlikte hareket etmeliyiz. Allah için Müslümanları sevip onlara sahip çıkmalıyız. Zira bu gün dünyanın her tarafında maruz kaldığımız zillet ve horlanma düşmanlarımızın gücünden ziyade, bizim gaflet ve dalaletimizden kaynaklanıyor. 

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile