Kur’an Ayında Kur’an’a Dair Bir Hasbihal

  • PDF

 

Allah’ın biz kulları için seçip mübarek kıldığı bir zaman dilimi olan Ramazan ayını idrak ediyoruz. Hiç şüphesiz zaman ve mekânların bizzat kendilerinden kaynaklanan bir kutsiyetleri yok. Zamanı ve mekânı anlamlı kılan zaman ve mekânda yaşanan hadiselerdir. Biz Müslümanlar için Ramazan ayını anlamlı kılan, nübüvvet ve Kuran’ın nüzul sürecinin başlangıcı olmasıdır.

İnsanlığın inim inim inlediği, her türlü ahlaksızlığın ve tükenmişliğin zirve yaptığı bir zaman diliminde Hazreti peygamber insanlığın derdine derman bulmak için Rabbi’ sinden bir işaret almak maksadıyla insanlardan uzaklaşıp Hira mağarasına sığınmıştı.

Yeryüzündeki bütün şirk ve çirkefliklere şahitlik eden peygamberin, elini kolunu bağlayıp hadiseleri seyretmesi düşünülemezdi. Hazreti peygamber Hira Mağarasına çekilirken hem kendisiyle yüzleşip tefekkür ediyor, hem de şirk ve tuğyan başta olmak üzere çağının hastalıklarına çare bulmak için çırpınıp duruyordu. Derken İlahî bir rahmetin tecellisi olarak Cebrail İkra emriyle Resul’ün karşısına çıkıverdi. 

Cebrail oku deyince, Resul yükünün ağırlığını fark etti. Öyle ya dağların yüklenmekten imtina ettiği bir yüktü bu. Cebrail oku yaradan Rabbinin adıyla oku diyordu. Ne ağır bir yüktü bu. Ama olsun bu yükü veren onu taşıma ve o mesuliyeti yüklenme takatini de verecekti. Ve Resul öyle yaptı. Önce kendisine nazil olan Kitabı tertil üzere tane tane ve anlayarak okumaya, okuduklarını anlamaya ve anladıklarını yaşayarak kendi kavmine ve tüm insanlığa aktarmaya başladı.  Yüreklere ekilen tevhid tohumları çok kısa bir sürede meyveye durdu.

Derken bir değişim ve dönüşüm başladı. Asi ve muannid bir kavim çok kısa bir sürede bütün teorik önermeleri, sosyolojinin tüm kurallarını yerle bir ederek büyük bir değişimle tevhid gömleğini giydi. Çocukları diri diri toprağa gömen bir kavimden yeryüzüne adalet dağıtan merhamet timsalleri türemeye başladı.

Birbirlerini öldürerek, birbirlerinin mal ve namusunu talan eden bir kavim, İkra emriyle değişmiş, değişivermişti. Ne muazzam bir değişimdi bu. Bu değişimle insanlar kardeş oluyor, ellerindeki bir lokmayı kardeşleriyle paylaşabiliyorlardı. Bu değişimle patron ile işçi, köle ile efendi arasında örülen kibir duvarları yıkılıyordu. Bu değişimle tüm milliyetçilikler ayaklar altına alınıyor ve insanlar ilahi emirler karşısında bir tarağın dişleri gibi eşit oluyordu. Bu değişimle bir asrın adı saadet asrı oluyordu.

Ve bindörtyüzyıl sonra artık hazreti peygamber aramızda yok. Kitabın emirleri unutulmuş ve insanlık yeniden aynı vahşet ve tuğyanı yaşıyor.  Her yerde kan ve gözyaşı. Münkeratın her çeşidi yeniden hayat bulmuş. Geçmiş kavimlerin helakine sebep olan birçok rezalet artık birçok yerde normal karşılanıyor.

Şimdi daha çok gönlümüzün Hira mağaramsına çekilme ve tefekküre ihtiyacımız var. Kuranı yeniden ve bize nazil oluyormuş gibi anlayarak okumaya ve okuduğumuzu hayatımızda uygulayarak insanlara anlatmaya ihtiyacımız var. Hatimlerimizin yanına bir meal ve tefsiri eklemeye ihtiyacımız var. Çünkü bizden önceki Müslüman nesiller vahiyle kurtulup dünya ve ahiret saadetini elde ederek insanlığa önder oldular.

Bu gün de insanlığın vahiyden başka kurtuluş reçetesi yok. Öyleyse bu Ramazanı bir başlangıç kabul edip yeniden bismillah diyerek vahiyle buluşmanın tam vaktidir.

                                               Tel’în ve Taziye Niyetine

Bir karıncayı öldürmenin bile haram olduğu bu mübarek aylarda, mabetlerin dokunulmazlığını hiçe sayarak yığınla masum insanı Kuveyt, Kobanî, Irak, Suriye, Amed, Sudan, Mardin, Şırnak ve dünyanın diğer yerlerinde katleden zalimleri kınarken, Başta Amed Şehidi Aytaç Baran Kardeşimiz olmak üzere zulmen şehid edilen masum Müslümanlara Allahtan rahmet diliyoruz.  

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile