“Kur’an ve Dava Bilinci” PDF Yazdır e-Posta
solhan tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 15 Haziran 2015 08:42

 

12346564512

İHH Solhan Şubesi, Solhan Eğitim Bir-Sen ve Solhan Genç Memur-Sen tarafından düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan ilahiyatçı-yazar Cahit Karaalp, “Kur’an ve Dava Bilinci” konusunu anlattı.

Solhan İHH Şubesi, Solhan Eğitim Bir-Sen ve Solhan Genç Memur-Sen tarafından “Kur’an ve Dava Bilinci” konulu konferansa konuşmacı olarak ilahiyatçı-yazar Cahit Karaalp katıldı.

Halk Eğitim Konferans Salonu'nda düzenlenen programa; Yrd. Doç. Sedat Bozarı, Belediye Başkanı Abdulhakim Yıldız, Bingöl İHH Başkanı Muhittin Gilli,  İHH Dış İlişkiler Koordinatörü Vahdettin Kaygan, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Zülfü Çalışkan, dernek, vakıf ve siyasi parti yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.

Sunuculuğunu Selman Boylu’nun yaptığı program, Yunus Kızılboğa Hoca’nın okuduğu Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kur'an tilavetinin ardından açılış ve selamlama konuşmasını yapan İHH Dış İlişkiler Koordinatörü Vahdettin Kaygan, konferansa katılan katılımcılara geldiklerinden dolayı teşekkür etti.

İHH ‘nın kuruluşu ve çalışmaları hakkında bilgi veren Vahdettin Kaygan,” Bildiğiniz gibi İHH Sırpların Bosna’da Müslümanlara saldırmasıyla İstanbul’da Bülent Yıldırım ve arkadaşlarının oluşturduğu bir teşekkül ile başladı. İlk dönemlerde Bosna’daki mücahit eşlere, şehit çocuklarına yardım amaçlı İstanbul’da toplanan yardımlar Bosna’ya ulaştırıldı. 92 yılında başlayan bu iyilik hareketi bugün dünyanın 140 ülkesine ulaştı. İHH bugün savaş, doğal afet yoksulluk olan bölgelerdeki insanlara gıda, giyim ve sağlık alanında yardım ulaştırmaktadır. Aynı zamanda fakir ve geri bırakılmış Afrika kıtası olmak üzere uzak doğu ülkelerine okul, hastane, cami, medrese, su kuyusu, yetimhane inşa etmektedir. İHH, sürdürmüş olduğu Yetim Sponsorluk Sistemi ile 52 ülkede yaklaşık 70.000 yetime düzenli destek veriyor. Ayda 90 TL ile bir yetimin eğitim, sağlık, gıda, kıyafet ve barınma ihtiyaçlarına bir katkı sağlayabilirsiniz.”dedi.

“Kur’an ve Dava Bilinci” konusunda Konuşmacı olarak programa katılan Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden ilahiyatçı-yazar Cahit Karaalp,”Kur’an ve Dava Bilinci konusu aslında çok ağır bir konu yani bu konuyu anlatabilmek için bütün Kur’an-ı anlatmak lazım, hep kendime şu soruyu sordum Kur’an-ı Kerim asrı saadette adam gibi adam yetiştirdi, dava adamı yetiştirdi. Neden şimdi dava adamı yetiştirmiyor, neden şimdi Müslümanlar dava adamı yetiştiremiyorlar, neden dava adamı azınlıktadır. Bölgedeki son gelişmeler bize şunu gösterdi. Türkiye’deki Müslümanların en büyük eksikleri ‘Dava Bilinci’ eksikliğidir. Özellikle konferansa davet edilirken sırf bunu gözeterek geldim gençler soruyorlar hocam biz Müslümanlar ne zaman kaybettik? Aslında bunun cevabı çok uzun, bir iki kelimeyle özetlersek, ‘biz ne zaman Kur’an-ı Dava Kitabı değil de, dua kitabı olarak okumaya başladık işte o zaman kaybettik.’ Kur’an-ı Kerim dua kitabı değil, Kur’an-ı Kerim dava kitabıdır ve biz Müslümanlar bu gözle okuduğumuz zaman, sahabeler ile aynı yolu yürürüz, aynı hedefe ilerleriz. Bugün maalesef biz Müslümanlar böyle kaybettik ve şunu ekliyoruz eğer bir insanın hangi davayı güttüğünü ve hangi davada yürüdüğünü öğrenmek istiyorsanız. Onun duasına bakın, bir insanın duası davasının kendisidir. İnsanın duası davasını özetler biri para ister, diğeri mevki ister, herkes bir şey ister ama dava adamı insanlığın kurtuluşunu İslam’ın zaferini ister. Onun için her insanın davası duasıdır. Ve şunu unutmamak lazım bir insanı rezil edende vezir edende davasıdır. Onun için biz Müslümanlar günde 40 defa her namazda Fatiha süresinde yarabbi bana dosdoğru yolu göster, yarabbi beni dava adamı yap. Fatiha süresi büyük bir nimettir. Günde 40 defa tekrarlattığı için ona sonsuz kez şükrediyorum. Fatiha süresi her gün bize kimlik bilincini, her gün bize dava bilincini aşılıyor. Her uyandığımızda, her yatağa girdiğimizde, her kıldığımız namazda Allah u Teala Fatiha süresiyle dava aşısı yapar. Biz dava derken herkesin aklına elbette farklı şeyler gelir. Sürekli dava konusunu gündeme getirirken yav ne davası herkesin elbette kendisine göre bir davası var. Birinin milliyetçilik davası, diğerinin makam mevki davası, bir başkasının başka bir davası var, elbette herkesin kendi ihtiyaçlarına göre belirlediği kendi dünyasına göre belirlediği bir davası vardır. Bizim davamız İslam davasıdır, Allah’a teslim olma davasıdır, Peygamberlerden teslim aldığımız davadır ve bu davanın kitabı da Kur’an’dır. Bu davanın kitabı Kur’an olmazsa, dava doğruya varmaz. Şimdi günümüz Müslümanları bizlere soruyorlar din nedir? Hepimizin verdiği cevap aynıdır namaz kılmak, oruç tutmak, hac’a gitmek, zekat vermek vs. soruyoruz hocam dinin şartı kaç hemen cevap beştir. Medeniyetler kurmuş bir din, medeniyetler yıkmış bir din koca dinin şartı beş olur mu hocam olmaz biz küçüklükten beri böyle öğrendik. Peygamberimiz (a.s.m) böyle öğretmedi İslam 5 temel üzerine bina edildi. Yani islamın temeli dinamiği beştir. İslamın şartı beştir diye hiç bir zaman ne ayet, ne de hadis söylemedi. Biz böyle çevirdik, bilerek çevirttirdiler. Dini 5 şarttan ibaret bilelim diye yaptılar. Namaz kılmak ne kadar dinin şartıysa, cihat etmekte o kadar dinin şartıdır. Namaz kılmak ne kadar dinin farzıysa yalan söylememekte o kadar dinin farzıdır ve maalesef biz dinimizi kitabımızı yanlış anladığımız için yanlış davaların, yanlış kişilerin beşinden koşmaya devam ediyoruz. Dava bilinci nedir? Dava bilinci; İnsanın kutsalıdır olmazsa olmazıdır, uğruna canını, malını her şeyini feda ettiği şeydir. Kur’an-ı Kerim de iki örnek işlenir biri Bakara Süresindeki inek örneği, biride deve örneği bunlar iki önemli örnektir. İnsanların kutsallarını anlatan iki örnektir. İnek Yahudilerin kutsalıydı. Faili meçhul bir cinayet işlemişler aydınlanması için Allah u Teala diyor o ineği keseceksiniz çünkü inek onlarda kutsaldı. Beşerin kutsadığı şeyleri kestiğiniz zaman yok ettiğiniz zaman beşeri kurtarırsınız. Allah u Teala da onları kula kulluktan, yanlıştan kurtarmak istiyordu. Onun için ineği kesin diyordu ama öte yandan Allah’ın yasak kıldığı, dokunulmaz kıldığı deveye ilişmeyin diyordu. ‘Eğer ona ilişirseniz bizde sizi yok ederiz’ diyordu ve deveyi kestiler Allah u Teala da onları mahvetti bitirdi. Burada inek ve deve örneği bize iki şeyi öğretir. Beşeri kutsalları yerle bir edin, ilahi kutsalları el üstünde tutun, koruyun. İlahi kutsalları siz ayaklar altına sererseniz, Allah u Teala nın yasaları da sizi çiğner, beşeri kutsalları ayaklar altına alırsanız yücelir, değer bulursunuz. Kur’an-ı Kerim dava bilincini bize bu iki örnek ile işliyor. Elbette her dinin, her ideolojinin kendine has bir davası vardır. İslam dininin davası da var olduğu günden bu güne şudur insanlığı kurtarma davasıdır. Neden kurtarmak bencillikten, esaretten, insanlara kulluk etmekten, yanlış yollara sapmaktan, sömürüden kurtarmak İslam’ın davasıdır. Kur’an-ı Kerim’in bütün konularını bir araya getirirseniz, bir tek konuya denk geliyor. İnsanı kurtarmaktır. Davası İslam olmayanın sonu hüsrandır. Bütün peygamberler istisnasız tevhidi dile getirdiler. Peygamberler hayatları boyunca insanca yaşama davasını gütmüşlerdir ve bunun başlangıcı şudur insan yetiştirmek biz insan yetiştiremedik biz İslama uygun insan yetiştiremedik. bütün peygamberlerin ortak davası insan yetiştirmekti ve bize kalan mirasta oydu verilen görevde oydu.

Hz. İbrahim’e, Hz. Nuh’a, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ ya bakıyorsunuz hepsinin ortak davası insanlığı kurtarmaktır. Nemrutlardan, firavunlardan, maddeperestlerden kurtarmaktır. Kur’an-ı Kerim Peygamberleri anlatırken dava neferlerini anlatıyor, neler yaptıklarını anlatıyor ve bize de şunu söylüyor ne yaptılarsa sizde öyle yapın, bunları örnek alın. Bir yerde Musa gibi davranmanız gerekiyor İbrahim gibi davranırsanız yanlış yaparsınız. Bir yerde İsa gibi davranmanız gerekiyor Musa gibi davranırsanız yanlış yaparsınız. Bu örnekler bunun için bize farklı farklı anlatıldı. Hepsinin ortak davası belli ama yönü yöntemi farklıdır. Kur’an-ı Kerim deki bütün peygamberler bize bulunduğunuz yerde stratejinizi belirleyin ve peygamberleri örnek alın, onların yürüdüğü yoldan yürüyün demektir. İslam davasının tarihi insanlığın tarihi ile yaşıttır. İnsan var olduğu günden bu yana İslam vardır. İslam davasının ilk şehidi Hz. Habil’dir. İnsanlık için insanlığı öldürmesin diye Kabil’i öldürmemek için öldürüldü, hem de öldürmek istemediği kişi tarafından öldürülmüştür. İslam’ın ilk şehididir. Kur’an-ı Kerim bize İslam davasını anlatırken, İslam davasında neyin gerektirdiğini de anlatıyor.”

123

IMG 2971



















IMG 2982 

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

Son Güncelleme: Salı, 16 Haziran 2015 08:16
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile