“Termal Su ve Hayvancılık ile Kalkınmalıyız” PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 27 Temmuz 2015 09:45

 

vali

Gazetecilerle kahvaltıda buluşan Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, Bingöl'ün kalkınmasının yaygınlaştırılmasında, gelişmenin bireylere yansıması konusunda iki temel dinamikten birinin kentin sahip olduğu termal su kaynakları, diğerinin de hayvancılık olduğunu söyledi.

Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, ‘24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışı ve Basın Bayramı’ münasebetiyle kentte görev yapan yerel ve ulusal basın temsilcileriyle kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.  Gazetecilerle yapılacak görüş alışverişinin şehrin vizyonunun gelişmesi açısından toplantının önem arz ettiğini belirten Köşger, “Bugün tanışma toplantısı yapmak istedik. Bingöl'ü tanıyalım, potansiyelini, insan yapısını, coğrafyasını, insan dokusunu tanıyalım. Şehir ile ilgili nasıl bir vizyon geliştirebiliriz diye kafamızda bir şekillendirme olsun ve bunu basınla paylaşalım istedik. Tartışmaya açalım dedik. Benim Bingöl'e geleli 4,5 ay oldu. Bingöl ile ilgili tespitlerimizi paylaşarak sohbetimize başlayalım. Bingöl ile ilgili coğrafi konum olarak baktığınızda Türkiye haritasını ortadan ikiye katladığınızda Bingöl'ün geldiği nokta Afyonkarahisar'ın konumudur. Bingöl Doğu Anadolu'nun ve Güneydoğu Anadolu'nun Afyonkarahisar'ı olmaya adaydır” dedi.

‘Bingöl'ün Üretim Tarzı Yüzde 51'lik Alan ile Hayvancılığa Dayalı’

Bingöl’ün coğrafi ve stratejik konumu itibariyle geleneksel üretim yapısına da değinen Vali Köşger, “Coğrafi ve stratejik konumu itibariyle geleneksel üretim yapısı ve coğrafyasıyla ilintili olarak ortaya koyacağımız vizyon, Bingöl arazilerinin yüzde 51'i mera, yüzde 3'ü çayırlık, yüzde 30 orman yüzde 6'sı ise ağaçlandırmaya çalışılan alanlardır. Yüzde 7'si de tarım yapmaya müsait. Bingöl'ün geleneksel üretim yapısı tarıma dayalı yapı değil. Çeltik dâhil her şeyin tarımı yapılmış vaktiyle ama bu Türkiye rakamları ile mukayese edildiğinde çok düşük rakamlar. Marksist diyalektikte altyapı üstyapıyı belirler. Üretim tarzı insanların yaşam biçimini ve kültürünü belirler. Bingöl'ün üretim tarzı yüzde 51'lik alan ile hayvancılığa dayalı. Bunun bir şekilde yeniden canlandırılması lazımdır” diye konuştu.

Bingöl'ün kalkınmasının yaygınlaştırılmasında, gelişmenin bireylere yansıması konusunda iki temel dinamikten birinin kentin sahip olduğu termal su kaynakları olduğunu savunan Köşger,  “Bingöl deprem kuşağında olması dolayısıyla Bingöl'ün termal su kaynakları var. Bingöl'ün kalkınmasının yaygınlaştırılmasında, refahın, gelişmenin bireylere yansıması konusunda iki temel dinamik olacağını tespit ediyoruz. Biri hayvancılık diğeri de termal su. Bizim Özel İdaremize bağlı çıkardığımız 50 santigrat derecede sanayide 200 litre debisi olan termal su var. Bingöl'de yer tespiti yaparak bu suyun şehirde kullanılması lazım. Bununla ilgili bir çalışma yapılması lazım. O suyun merkez bir noktaya getirilmesini düşünüyoruz. Bunu öncelememiz lazım. Bir işe başlıyorsak ütopya, hayalle bir işi başaramayız. Çizeceğimiz yüz yıllık vizyon ve ayakların yere sağlam basması lazım. Yapacağımız iş tespitle ve gerçekçi olması lazım” ifadelerini kullandı.

‘Şehrimizde 100 Binlerce Turist Çekecek Özellik Yok’

Vali Köşger, “Bingöl 1936 yılında kurulmuş bir vilayet, 1936'dan önce burası Çapakçur Deresi kenarında kurulmuş bir kasaba ve en tarihi yapımız İsfahan Bey Camii. Mimari özellikler taşıyan bir yapı değil. Bir tek özelliği varmış Vakıflar Bölge Müdürlüğü de ortadan kaldırmış. Minber safı bölmüyor. Tek mimari özelliği bu. Şehrimizde 100 Binlerce turist çekecek özellik yok” dedi.

‘Gündelik Hayatta Devlet Varlığını Hissettirmemeli’

Vali Köşger, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Devlet Bingöl'e yapabilecek yatırımın son limitine gelmiş durumda. İstihdamın da son limitine gelmiş durumda. Devlet'in Fabrika kurması, işçi alması durumundan Özal dönemi ile vazgeçildi. Liberal ekonomilerde de sistem budur. Devlet özel sektörün karlı bulunmadığı hizmet alanları ile ilgili kurulan bir şey. Devlet algısı ile ilgili, Devlet öyle bir konumda olmalı ki gündelik yaşamda devletin varlığını ne kadar az hissediyorsak o kadar iyi bir devletimiz olduğunu kabul etmemiz lazım. Gündelik hayatta Devlet varlığını hissettirmemeli. Devlet yaptığı altyapı ve hizmet ile vatandaşın gündelik hayatını kolaylaştırmalı. Gündelik hayatın içinde yasaklar, ambargolar hapse atmalar bu şekilde devlet kendini hissettirmemeli. Devlet öyle bir mefhum ki varlığı daha doğrusu hizmet aksattığı zaman fark edilen bir kurumdur. Bölgede yanlış bir tasavvur var. Daha doğrusu Türkiye'de böyle bir tasavvur var.”

‘Devlet Yıllarca Kötü Baba Fonksiyonu İcra Etti’

Geçmiş ve günümüzde ki devleti yaptığı benzetmeyle kıyaslayan Köşger, “Devlete kötü baba gibi değerlendirecek olursak. Devlet yıllarca kötü bir baba gibi fonksiyon icra etmiş. Kötü bir baba nasıl bir şey yeterince eve ekmek getirmeyen, evde anne ve çocuğa şiddet uygulayan dışarıda da itibarı saygınlığı olmayan bir profildir. Bunun tersi iyi baba nasıl bir şey; insan ilişkilerinde son derece itibarlı, evine getirdiği gelir itibariyle evin ihtiyaçlarını karşılayabilen hatta kolu komşuya da yardım eden biridir. Daha önce maalesef böyle bir profil vardı. Dış politika reaksiyon politikasıydı. İçerde kendi çocukları ile kavgalı, cezacı, kendi vatandaşı ile problemli bir devlet şimdi böyle bir şey yok'' şeklinde konuştu.

Toplantı soru-cevap ve sektör sorunlarının konuşulmasının ardından sona erdi.

 

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile