“Zekat, Önemli Bir Haktır” PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 11:23

 

sahap

İslam’ın beş temel şartlarından birisi olan zekât ile ilgili açıklamada bulunan bölgenin tanınmış âlimlerinden Molla Sahap Korkutata, zekât veren insanın malına bereket kattığını belirterek, fakirlerin zenginler üzerindeki önemli bir hakkı olduğunu söyledi.

Bölgenin tanınmış kanaat önderlerinden ve İTTİHAD âlimlerinden Molla Sahap Korkutata, Ramazan ayına has ibadetlerden olan zekat ve fıtır sadakası ile ilgili açıklamalarda bulunarak, fakirlerin zenginler üzerindeki önemli bir hakkı olduğunu söyledi.

Ramazan ayının zekat ve fitre ayı olduğunu belirten Korkutata, “İslam’ın şartlarından biri olan zekât, Ramazan ayında verilir. Ramazan ayı zekât ve filtre ayıdır. Zekât ibadeti bereketli bir ibadettir. Bereketlidir çünkü Allah (c.c) öyle diyor faiz yani malı yok eder, fakat sadaka yani zekât malı arttırır. Müslümanların bu ramazan ayında zekât ve fitrelerinde dikkat etmeleri gerekir. Eğer gerçekten Kuran’i bir yaşam istiyorsak Kuran’ın hükümlerine uymalıyız” dedi.

‘Fakirlerin zenginler üzerinde hakkı vardır’

Fakirlerin zenginler üzerinde hakkı olduğunu belirten Korkutata, “Allahu Teâlâ bazı insanları fakir bazılarını ise zengin yaratmıştır. Yine bizi yaradan Allahu Teâlâ diyor ki; onların hakkı siz zenginlerin malında vardır. Bu malı da Allah ben yarattım diyor. Öyle bir fazilet veriyor ki Allah’ın verdiği maldan hem infak ediyorsun hem malın arttırılıyor. Hem de günahların temiz oluyor. Hem de sadaka ile cehennem ateşi söndürülür. Bir insan ki günah işlemiş ama Kuran’i bir sadaka vermiş ise o sadaka o ateşi söndürecektir. Dolayısıyla Müslümanların bu ayda zekât ve fitresini vermesi gerekiyor. Fakat şunu söyleyeyim Allahu Teâlâ Kuran-ı Kerim’de diyor ki ‘zekât verdiğiniz sadaka ile fakirlere minnet yapmayın amelinizi boşuna götürmeyin diyor.’ Bu sebeple biz diyoruz ki zekât veren insan fertlere verirse kendine güvenmez. Gün gelir ki ona bir minnet eder, sadakasını da diğer amellerini de fesada götürür.” diye konuştu.

‘Zekâtlarımızı hayır kurumları aracılığıyla verelim’

Korkutata, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Toplumumuzda zekât alan kurumlar vardır. Zekât verecekler dağıtıcı kurumlar aracılığıyla zekâtını verirse bu daha sağlıklı olur. Zira bu kurumlar ihtiyaç sahibi olanları daha sağlıklı bir şekilde tespit etmiş ve ihtiyaç seviyelerine göre kime ne kadar gideceğini bilip verilen zekât ve fitreleri daha adil bir şekilde dağıtıyorlar. O adam zekâtını onlara verse onlarda dağıtsalar o tehlikeden rızıktan korunmuş oluyor. Yani bir rızka girmemiştir yani bu adamı bulup ta ben sana zekât verdim, sen benimle yaşadın, ben seni besledim minnetini yapmaz ve o durumdan kurtulur. Mümkün mertebe zekâtını kurumlara verse kurumlar hakikaten çok iyi paylaştırıyorlar. Mesela adam zekâtını fakirlere verse o adam ramazan da utanmıyor toplaya toplaya zengin oluyor ama çok fakirde vardır ki infaksız kalıyor, perişan kalıyor. Dolayısıyla kurumlar ihtiyacı kadar dağıtıyor dağılımına göre daha iyi dağıtırlar. Bu konuda sürekli teşekkür mesajları, aramaları gibi durumlarla karşılıyoruz ve artık bir fakire torpil yapmıyorlar dengeli dağıtıyorlar.”

‘Kuran’sız hiçbir şeyin kıymeti yoktur”

Müslümanlardan tek ricasının Kuran ayı olan bu Ramazanda, Kuran üzerinde fazlaca durmaları, araştırıp, tefekkür etmeleri olduğunu söyleyen Korkutata, “Çok oruç tutanlar vardır ki oruçtan uzaktırlar, çok namaz kılanlar vardır namazdan uzaktırlar, neden çünkü Kuran ı anlamamışlar. Namaz Kuran iledir. Oruç Kuran ile Kuran’dır. Zekâtta Kuran ile zekâttır. Kuransız hiçbir amelin hayrı kıymeti yoktur. Biz Kuran’dan uzaklaştığımız için perişan olduk. Ramazan geliyor düzelmiyoruz. Namaz kılıyoruz düzelmiyoruz. Çünkü bu ibadetleri Kuran-i ibadet olarak yapmıyoruz. Namazda biz Kuran ı kerimi okuyoruz. Namaz Kuran’la namaz olur. Kuran onda indi ve Peygamber efendimiz Kuran’ın indiği Ramazan ayında ders yapıyor, Kuran’ı baştan sona okuyup inceliyordu. Ayetlerin mahiyetini, manalarını hepsini bilgi alarak detaylıca inceliyordu. Resulullah (s.a.v) ve sahabeler Kuran’ı bir Ramazanı tanıdıkları için onlar altın nesil oldular. Eğer Kuran olmazsa o ramazan, ramazan olmazdı. O Kuran olmasaydı Resulullah olmazdı ve o namazda namaz olmazdı. O yüzden rica ediyoruz ki bu ayda daha çok Kuran’a sarılın. Kuran’ı Kerim tam bir hayati ölçüdür. Allahu Teâlâ Kuran-ı Kerimi muhafaza edenleri görecektir ve sevabını da kat kat görecektir.” şeklinde konuştu.

BU MAKALEYİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile